IMG_5864

Ayşegül Ve Jehan Barbur

By on Nisan 11, 2016

image (42)

 

Bu haftasonum için ne diyebilirim diye düşündüm ,düşündüm ve öyle güzel anlarla doluydu ki gelin sizi içimde biryerlerde buyur edeyim,bir kahve içinde  görün demek istedim:)Çünkü içimi dışıma vuracak yol bulamadım.

Cumartesi gecesini Ayşegül’le başbaşa geçirdik.Yazılarımı yeni okuyanlar için belirtmem gerekirse Ayşegül benim 23 yaşından beri yağlıboya dersi aldığım benzersiz insan:)Zamansızlık denen en sinir olduğum bahane ile son 5 yıldır elimi yağlıboyaya süremiyorum ama Ayşegül’ün sofrasında Ferzan Özpetek filmlerini aratmayan anları yaşamaya devam ediyorum.Bütün bir Cumartesi günü benim kızımında resim yaptığı masada ki boyaları ileri itip bana sofra hazırlanıyor.

Hiç abartmadan söylüyorum ki bir insanın yaşaması ve soluması gereken bir kadın o.Efsunlu,farklı,cesur(ölsem onun kadar cesur olamayacağım),59 yaşında enerjisini bir nebze bile kaybetmemiş ve yılmayan biri.Onunla başbaşa zaman geçirdiğim her an bir hazinenin parçalarından kendime ekleyip,allanıp pullanıp hayata geri dönüyorum.Tecrübenin insanı kokuşturmadığını düşünebildiğim sayılı anları o evde yaşıyorum.Ve yazdıklarımı geri dönüp okurken bile üzülüyorum çünkü onu gerçekten anlatamıyorum:)

IMG_5864

Hayat akıp giden bir nehir gibidir.Biz insanlar ise kök salmaya çalışan bir ağaç.(ömrümüz kesinlikle bir ağaç kadar uzun değildir ve kök salan o ağaçlar uzun yıllar yaşarken bedelini hareket edemeyerek öderler.)

Hayat siz uçun diye size kanatlar takmaya çalışırken insanlar ayaklarına ağırlıklar bağlar.Uçmak korkutur çünkü insanı.

Modacı Barbaros Şansal’a ait bir paragrafı sizinle paylaşmak istiyorum:

”Ben korkunun ne olduğunu bilmem.Korku büyük bir düşman…Korku bir tek insanda var,hayvanda yok.Ben hayvanım,homo sapiens,memeliler sınıfından…İnsan olmayı reddediyorum.İnsanı duyguları seviyorum ama insanları sevmiyorum.Onları sadece türdeşim olarak seviyorum.Çünkü insanların kabuğunu biraz kaşıdın mı,içlerinden cerahat çıkıyor.Toplumun birikmiş pisliği akıyor.Birey olamamanın,toplumun bir parçası olmanın,dayatmanın getirdiği engeller,özürler,bozukluklar çıkıyor.”

Bu paragraf Jehan Barbur’un ”Baba Öyküler” kitabından.Birçok ünlü yazar(örneğin çok sevdiğim Mine Söğüt),piyanist,gazeteci,oyuncuya(bayıldığım kadın Serra Yılmaz) babalarını anlatmalarını isteyip öykü dilinde onların anlattıklarını kaleme almış.

Öyle güzel detaylar,çarpıklıklar,duygu yoğunlukları,heyecanlar,özlemler var ki hepimizden bir parçaya rastlayabilirsiniz.

Kitabı okurken birgün babamı anlatmak istesem neler anlatırdım diye oturup düşündüm ve daha geçen hafta 65.yaşgününde ”Deden hep Zagrep’e git,orası çok güzel biryer.” dediği için rahmetli babasının dileğini 65.yaşgününde yerine getirmiş babamı oturup aylarda sürecek olsa anlatacağım bir yazı yazmaya karar verdim.Tabii baba-kız aramızda kalacak:)

Diyeceğim o ki hayat geçmiş zaman nedir bilmeden akıp giderken biz sanki buralar hep bizimmiş gibi geçiririz ömrümüzü.Çocukluğumuza döner dururuz,geçmiş dediğin yer hayatı hiç ilgilendirmeyen kocaman bir boşluktur da insan onu sırtında taşımaya pek heveslidir.Hayat günü geldiğinde kimi aramızdan alacağı ile ilgilidir de biz ”Ben bir kere çok kötü düşmüştüm diye aynı yere parmağımızı değdirip dururuz.”Bana göre her insan biricik ve yeganedir.Fakat toplum doğduğumuz yer ve aileye göre bizi şanslı ya da şansız kılar.Toplum sizi alır,eğitim,öğretim ve verdiği ünvanlarla ödüllendirirken sadece kendiniz olabilme kısmını itinayla elinizden alır.

Bu yeni haftada tüm insanlara değilde tüm homosapienslere günaydın demek istiyorum:)

Bütün kurallara inat açtığım.Çoğu insanın ilk bakışta anlam veremeyip sonra anladığı işime giderken rezerve ettiğimiz bütün planlarımız bize heyecan değil deneyim katıyor diye bitirmek istiyorum.Siz hangi gün nerede olacağını bilen bir bünyeyi oyalarken o keşke beni bıraksanda bir nehir olup aksam diyecektir…

Ne uzak diyarlar,ne tatiller,ne gerçekleşmiş düşler.Heyecanınız homosapiens kalabilmekte bir nehir olup akabilmekte saklı.Heyecanınız kendinizi saklamadığınız,hiçbir şeyi sakınmadığınız yerde saklı.

Ben mi?Ben deliler gibi korkuyorum:)

not:En güzel şeyler fark etmeden olanlardır.Hayatın getirdikleridir…

 

 

Yorumlar