IMG_1301

Kadife Bey

By on Eylül 26, 2016

Bu sabah gözlerimi açıp birkaç satırda olsa yazmalıyım duygusu ile uyandım.Ama ne yazmak istediğime dair kafamda uçuşan bir sürü fikir karşısında odaklanamayıp tam vazgeçmek üzereydim ki hadi bakalım bugün akışına bıraktığım bir yazının sularında yüzüvereyim dedim.

Akışına bırakılan sular yön duygusuna karşı duyarsız kalmayı başarmışlar demektir.Belli mi olur dümdüz bir ovada ilerlediğini sanarken bir uçurumdan aşağı hızla düşebilir,sonrasında bir dere yatağında tek bir yolda beraberce akarken birçok küçük yola ayrılıp bazı sevdiği parçalarından ayrılabilir,zamanla uzakta ki sularda tekrar kavuşup aynı yola girebilir ya da bir okyanusa açılıp bir daha asla onları bulamayabilirdi.

Herbirimiz yollarımızda ilerlerken defalarca ayrılıp defalarca bir araya geleceğimiz insanlarla beraber olacağız.Ama bugün size söylemek istediğim şey diğerleri değil kendimize dair.

Öyle özel birşey ki beden ve ruh ilişkisi her sabah kendimize aynada bir yabancı varmış gibi bakıp her sabah tekrar sahip olduğumuz şeylere şaşırmalıyız aslında.Kendini ve varlığını yeni keşfeden bebekler gibi hayret içinde kalarak bakabilmeliyiz yaptıklarımıza.

Geçen hafta ”Kadife bey” adında bir kitap bitirdim.Oldukça farklı bir tad alarak okudum kitabı ama hemen tavsiye etmeliyim dediğim  kitaplardan da değildi.Neden değildi diye soracak olursanız,müzik ile ilgisi olmayan ve o terimleri bilmeyen biri için(bende bu gruba dahilim) bir lokma zorlayıcı bir kitaptı.Bütün o terimlere inat konusu ise çok çekici idi.Ölümden sonra Erik Satie  bir hafta arafta misafir ediliyor ve bu süre zarfında en güzel anısını seçmesi isteniyor.Aynı onun gibi anısını seçmesi gereken diğer ölülerle beraber hemde:).Anı seçme kısmı önemli çünkü sadece tek bir anı seçme hakkı var,diğerleri hafızasından silinecek.

Besteci Erik Satie’nin hayatından etkilenerek yazılmış bu romanda şu cümleyi okuduğumdan beri bir gülümseme ile uyanıyorum yataktan:”Fakat ben bu dünyevi,dünyalık Dünya’ya ne yapmaya geldim ki?”Burada yerine getirmem gereken görevlerim mi var?Bir misyonu ya da bir komisyonu yürütmek için mi buradayım?Tadını çıkarayım diye mi yollandım ki?Biraz hava değişikliği olsun diye mi?Hakkında hiçbir şey hatırlamadığım ötelerde bir dünyanın zorluklarını unutayım diye mi?

Tek bir anı,hatıra seçmek zor,dünyada yaşarken amacınızı seçmekte zor ama hayatın suyun akışına müdahale edemeyeceğiniz bir yol olduğunu ve her sabah sahip olduklarımız karşısında hayret ve mutluluk duygusundan uzaklaşmamız gerektiğini bilmek çok kolay.Yanımızda bizimle akabilecek ya da  yollarımız mecburen ayrılacak diğer sularla beraber kıvrıla kıvrıla,dümdüz,hızlıca ya da yavaşca geçecek günler yeterki yollar çocukluğunuzu çalmasın.

Kadife bey’in dediği gibi:

Çocuklar doğal bir bilgeliğe sahiptirler.Yenilikten gelen tadı akıl çağında yitirirler.Ben bu dünyaya çok ufakken geldim,çok eski bir zamanda&hayatım boyunca da çocuk kalabilmek için ne gerekiyorsa yaptım.Mutlak hayal gücünün diyarında,ileri yaşlarımızda genç kalırız..

Bir çocuk gibi kendinize hayretler içinde bakacağınız bir  hafta geçirmenizi dilerim…

Mutlu haftalar.

 

2 Yorumlar

burcu

Eylül 26, 2016 @ 11:37

Reply

öncelikle söylemek isterimki yazını görünce çook mutlu oldum:)
Okurken acaba hangi anım en unutmak istemediğim anım diye düşündüm ama bulamadım:(
Umarım içimizdeki çocuğu hiçbir zaman öldürmeyiz secdusum
sevgiler

selda

Eylül 28, 2016 @ 17:53

Reply

en mutlu çocukluk anısı olurdu seçeceğim anı.. hatırladığımda çok mutlu bi çocukluk geçirdiğimi düşündüren bi anı…

Yorumlar