10

Sarı Gül

By on Mayıs 26, 2017

Dün akşam mahallemizin kitapçısına kızımla yürürken(böyle mahalle kitapçısı diyince kendi halinde masalsı bir yer hayal etmeyin.Zincir dükkanlardan biri.)açmış kocaman bir gül gördüm sokakta.Hani öyle kocaman açmış ki önümüzde ki hafta gördüğümde yapraklarının bazıları dökülmüş ve bazıları çüremeye başlamış olucak.Ve bir sonraki haftada boynu bükülmüş ve kurumaya başlamış ufacık bir hale dönmüş olucak.

Yanına gidip doya doya kokladım.Gül kokusunu çok sevmem.Gül suyu özlü parfümler ya da içeçek ve tatlılar hep ağır gelmiştir bana.Ama çiçeğin kendinden aldığım koku ne o parfümler ne de tatlılar gibi oluyordu.O doğallık bozulmamış,zorlanmamış koku çiçeğin içinde bambaşkaydı.

Çiçeğin kokusu burnumda kitapçıya gidip rafları karıştırırken bir kitabı merak edip çekmemle bütün kitaplar ve koca raf yerinden çıkıp koluma düştü.Kolumun ağrısı ve çıkan gürültü olmasa üzerime yağan kitaplar bana bir festivalde üzerine konfeti yağan insanları anımsattı:)Onlarca kitap paldır küldür üzerime yağarken sadece kitaba dokunduğumu hiçbirşey yapmadığımı söyleyip duruyordum kendi kendime:)Neyse ki çalışan bir adam gelip haftalardır bu rafların düzeltilmesi için bilgi verildiğini ama ilgilenilmediğini anlattı.Kolum sadece küçük bir kırmızı çizik almıştı.Burnuma bu kez yoğun kitap ve toz kokusu geldi.Kitaplar yerine kalktı ve benim kısa dönem hafızam o rafta hangi kitaba bakmak için uzandığını unuttu.Çok ilginç yarım saat önceki gül kokusu o an hala burnumdaydı da 2 dakika önce baktığım kitap yaşadığım çarpışmadan hızlıca unutulup gitmişti.

Sevgili sarı gül sen o toprak,hava ve su orada olduğu müddetçe aynı tohumla her mevsim geçişlerinde tekrar açıp tekrar solucaksın.Ama hep orada olucaksın.Biz seni sadece bir çiçekten ibaret sanıp toprağından sökmeyeceğiz.Sadece tekrar açmanı bekleyecek bunu bilerek doğana saygı göstereceğiz.Çiçeğini görmesekte tamamen ölmediğini bileceğiz.

Bizde doğanın bir parçası isek  bazen toprağına çekilmiş bir çiçeğe gösterdiğimiz saygıyı birbirimize de göstermeliyiz…2 çift  sözle değil ama bir kokuyla,bir dokunuşla,bir tatla çok fazla şey değiştirebileceğimiz gerçeği ile büyümeliz.(çünkü üzerimize düşen ağırlıklar sözcükleri unuttururken kokuları güçlendiriyor:)

Dün ılık güzel bir perşembe akşamında eve dönerken  aynı sarı gülün yanından geçtim.Ve son günlerde okuduğum en güzel kitap olan ”Kirpinin Zarafeti”nden unutamadığım bir cümle geldi aklıma.

-Güzel olan şey,geçerken yakalanandır.

Not1:Kirpinin Zarafeti kitabının filmide var.Mutlaka seyredin.Ama önce mutlaka kitabı okumanızı tavsiye ederim.Eğer bir kitap sizi güldürebiliyorsa benim için çok başarılıdır ve eğer sonunda hüngür hüngür ağlatıyorsa öylesini bir daha bulmanız çok zordur…

 

Yorumlar