IMG_6364 copy

Tuhaf Instagram Konforu

By on Haziran 1, 2017

Çağımızın hastalıkları var.Aramızda psikoloji okumuş birileri var ise onlar terminolojik ifadeleride biliyorlardır.Fakat ben bu yüzyılın bir insanı olarak kendi gözlemlerinden yola çıkarak anlatacağım.

4 yıl önce instagramda kendime bir hesap açtığımda ne fotoğraf koysam,diğer insanlar neler paylaşıyor diye araştırmaya başlamıştım.İş için kullanmak istiyor ama ne yapacağımıda bilmiyordum.Kaç takipçimiz vardı,kaç like almıştık,filtre mi kullanmalıydık,çerçeveler güzel miydi?…Geçirdiğim 4 yılın instagram için ayırdığım saatlerini toplarsak kesin 4-5 ayım geçip gitmiştir.

Sonra bir gün Mudo ile toplantıya gitmeden önce kırmızı eteğim ve elimdeki kırmızı defter ile o zaman oturduğum evimin önünde yüzüm kapalı bir fotoğraf çektirdim.Ve o güne kadar almadığım kadar yorum ve beğeni aldı.Bir an ve bir fikirden yola çıkarak ve sanırım herşeyden önemliside içimde derinleştirmek istediğim duyguyu ifade edebileceğim yolu bulmuş olarak işe başladığım il gün o gündü.

Ben o gün neşe içinde bundan sonra ne yapacağımı bilerek büyük bir hevesle başladım fotoğraflar çekmeye.Halbuki ben o gün bir parçamdan vazgeçtim.Özgür olmak için yanıp tutuşan bir parçamla vedalaştım ve hastalandım:).Bir iş yapıyordum onu yayabilmem için harika bir fırsattı ve bir taraftanda hayata dair ispat etmeye çalıştığım bir hissin belgelerini sunacaktım.

Sonra hepimizde olduğu gibi paylaştığımız şeyler bizi belirler oldu ve bütün bu çılgınlğın içinde en komik bulduğum his geldi çattı.Kesin bir çoğunuzda da bu illüzyon vardır o sebeple söylüyorum:)Okuyup keşfedip paylaştığımız kitap üzerinden övünç duymaya başladık.Sanki kitabı biz yazdık.Nasıl bir histi ki bu arkadaşınızın tavsiye ettiği ve beğendiğiniz her bir paylaşım tavsiye edeni kitabın yazarı,filmin yönetmeniymiş gibi içsel bir gurura sürüklüyordu:)

Tuhaf adlı deriginin Haziran sayısında hayatta iştah,oburluk ve maymun iştahlılık üzerine şahane bir yazı var.Ahmet Mümtaz Taylan ve Hakan Günday arasında geçen diyologlarla ile hayata karşı olan merak iştah kabul ediliyor ve insanın tek birşeyden ibaret olmadığı anlatılıyor.Cravan ”Hiya” adlı bir şiirinde ”Viyana’da olmak istiyorum.Kalküta’da!Bütün trenlere ve bütün gemilere binmek…Bütün kadınlardan geçip bütün yemeklerden çıkmak istiyorum.”diyor.Sosyal medyanın bir insana hissettirdiği,sanal dünyanın en büyük silahı işte burada.Biz insanlar hayata karşı olan iştahımızı paylaşılanları görüp yaşarmış gibi hissederek ya da paylaştıklarımızın beğenilmesiyle kendi eserimizmiş gibi neşelenerek eksiklerimizi dolduruyoruz;)Cravan bizim gibi güzel bir fotoğraf çekip altına Cemal Süreya dan iki satır yazma konforuna sahip olmadığından sandala binip Meksika körfezine açılmış ve bir daha ondan haber alınamamış.:)Biz mi?storylermizden ya da check-inlerimizden hangi ülkede hangi konserde olduğumuz,nerede yemek yediğimiz hatta birşey paylaşmadığımız gün whatsappımızdan son görülmelerimiz ve okunduğunda mavileşen oklarımız ile haber alınamayacak bir yerde olmayız.Hiç merak buyurmayın…

Mutlu günler…

not:Dergiyi alın bayılırsınız.Kendim çıkarmışcasına bir hisle tavsiye ediyorum:)

 

Yorumlar