1

Sabah Teneffüsü

By on Ekim 4, 2017

1,5 aydır düzenli bir şekilde haftanın 2 günü sabah 8’de pilates yapıyorum.Bu da açıkca gösteriyor ki sabah insanıyım:)Sabah benim için az,çok ya da tam uyumamın çok fazla etkileyemediği her seferinde altın tepside sunulan yeni bir başlangıç.

Bir önce ki gün bir sonra ki güne sarkacağa benziyor ise altın tepsi gümüşe,dünler yakamı bırakmayacak kadar iş,sorumluluk vs.yüklüyor ise paslanmış tepsiye dönüyor sabahlarım.1 gün 24 saat gibi gözüken ama 24 saate yetiştiremeyeceğiniz sorumluluklarla dolu ise blok ders misali tekrar güneşin doğup batmasından öteye geçemiyor.Teneffüs,teneffüs edilemiyor öyle sabahlarda:)

Ama bu sabah uzun bir aradan sonra altın tepside gelmiş gerçek bir başlangıç hissi ile dolu.Bu sabah pilates yok,güzellikler getirmesi temenni edilmiş bir sipariş gönderilmiş ve bir önceki gece seyredilmiş bir filmin izi halen gözlerimde.Masamda Girit’ten alınmış ve sadece orada yetişen dictamnus albus’dan yapılmış bir çay ve birkaç kitap.Bu sabah Dictamnus Albus’a Nicole Kidman,Elle Fanning ve Kirsten Dunst bilmeden eşlik ediyor:)

Dün izlediğim filmin adı ‘The Beguiled.Drama ve gerilim olarak geçen film bütün bir salonu sıklıkla güldürüyorsa kara mizah da denebiliyor sanırım.Yakışıklı genç bir adamın 10-50 yaş arası sadece kadınların yaşadığı bir eve adım atması ile gelişen bir film.The beguiled daha önce 1971 yılında çekilmiş bir Clint Eastwood filmi ve Sofia Coppala tarafından tekrar uyarlanmış gibi gözüküyor.Sofia Coppola benim için ‘Lost in Translation’ filmi demek.’Lost in Translation’ bayılarak defalarca izleyebileceğim filmlerden.Sadece adı bile ilk duyduğumda beni çok heyecanlandırmıştı çünkü tercüme edildiğinde anlamını kaybeden şeyler en anlamlıydı bu hayatta.

‘The beguiled’filmini ilk gördüğünüz,bulduğunuz yerde izleyin.Sadece yetişkin bir kadını değil 12-13 yaşında bir kızı bile hayal kırıklığına uğratan bir adama neler olacağını görün diyorum:))Erkeklerin kadınlar arası kıskançlık olarak nitelendirdiği şeyin aslında erkeklerin tek bir kişiye değilde her kadına ilgi göstermesinden kaynaklandığına işaret eden,kıskıs güldüren bir film.Ve aynı zamanda biz kadınların bir tek adam için en iyi olma çabamıza atılan bir taşta;)Ya en iyi arkadaşı,ya en unutamayacağı aşkı,ya en beğendiği kadın,en iyi yemek yapan vs…Özellikle elmalı turta ile geçen bir sahne varki defalarca seyredip kahkahalar atabilirim:))İstiklal caddesinin malesef köstebek yuvasına dönmüş,perişan halinde yürüyüp eve döndüğümde suratımda kocaman bir sırıtma ile yattım yatağa.

Sabah insanlarına günaydınlar diliyorum.Zil çaldı ve derse girebilirim.Ben en tercüme edildiğinde anlamını kaybeden şey olmak istiyorum…:)

Mutlu Çarşambalar.

 

 

2 Yorumlar

Şule

Ekim 4, 2017 @ 09:59

Reply

Sevgili Secdus, bu defa yazıların arasını uzatmamışsın. Yine okumaktan keyif aldım.

admin

Ekim 7, 2017 @ 08:00

Reply

çok teşekkür ederim:)blogd yorum gelince çok mutlu oluyorum.

Yorumlar